Sivil Toplum Kuruluşları Ne İşe Yarar? (2)
Sivil toplum, kendisini devletle özdeşleştirmemiş hatta onun kurgu ve baskılarına karşı koyabilen halk yapılanmasını ifade eder. Diğer bir deyimle, siyasal görüşün dışında fikir ve eğilim ortaya koyabilmeyi ifade eder. Sivil toplum, gerektiği yerde siyasal erkçe kurgulanan anlayışın dışında veya karşısındaki görüş ve eylem alanıdır.
Burada üzerinde durulması gereken en önemli konu, sanırım sivil toplumun örgütleniş talebi ve bu talepleri doğrultusunda ki uygulamalarıdır. Zira önemli olan, sivil toplum örgütünün, arkasında olduğu kabul edilen kitleyi ne kadar temsil edebildiği, gerilimsiz, itaate layık, saygıya değer ve güvenilir olduğudur.
Her ne ad altında olursa olsun, kurulan bir sivil toplum örgütünün, kuruluş amaçları doğrultusunda, faaliyet gösteren diğer sivil toplum örgütleri ile mutlaka irtibat halinde olması ve müşterek eylem politikası ile gücünü arttırma yolunu seçmesi esastır. Ancak; sivil toplum örgütlerinin, ucundan da olsa, siyasi bir görüşün destekleyicisi olmaları durumunda, hiçbir konuda birlikte hareket stratejisi ortaya koyamayacakları da bir gerçektir. O halde, asgari müştereklerde birleşmek suretiyle birbirlerine yakın görüşe sahip olan sivil toplum örgütlerinin birlikteliğinin kaçınılmazlığını ve yararlı olacağını vurgulamak gerekir.
Doğal olarak muhalefet partilerinin de, iktidarda yer almadıkları sürece, birer sivil toplum örgütü olduğu kabul edilen bir gerçektir ve siyasi parti özelliği taşımayan sivil toplum örgütlerinin, muhalefet partileriyle diyalog ve gerektiğinde birbirlerine destek içerisinde olmaları gerekmektedir. Bu kriterleri yerine getirmeyen bir sivil toplum örgütünün arkasında olduğu kabul edilen kitleyi temsil ettiğini iddia etmek komik olur.
Burada üzerinde hassasiyetle durulması gereken en önemli husus ise, vatandaşların bir sivil toplum örgütüne katılırken, yöneticileri ile kuruluş amaçlarının ortak bir menfaatte buluşup buluşmadıklarını araştırmalarıdır. Örneğin bir fidan satış firmasının sahibi, “Doğayı Koruyalım Her Gün 100 Fidan Ekelim” adlı sivil toplum örgütünün de başkanı ise burada kesinlikle bir menfaat ilişkisi düşünülebilir hatta menfaat ilişkisi olmadığını söylemek gerçeği inkar etmek olur. Örnekte ki sivil toplum örgütü, tamamen o firma sahibinin nemalanabilmesi (para kazanabilmesi) için kurulmuş bir paravan sivil toplum örgütüdür. Ancak; örnekte ki firma sahibi, her gün 100 fidanı bedava örgütün emrine veriyor ve destekleyenlere fidanları ektiriyorsa menfaatten öte ideal bir amaca hizmet ettiği kabul edilmelidir.
Buna keza, “Kalbini Koru ve Sağlığına Sahip Çık” adı altında bir sivil toplum örgütünü 7 kardiyolog kurmuşsa ve muayenehanelerinde günde mağdur olan en az 7 hastaya ücretsiz hizmet vermiyorlarsa, bu sivil toplum örgütünün de sadece hasta-müşteri temin etme amacıyla kurulmuş olduğunu gözden uzak tutmamalıyız. Sonuç itibariyle, sivil toplum kuruluşları toplumun vazgeçilmez savunma mekanizmalarıdır. Bu savunma mekanizmalarının güvenilir, saygın olabilmesi, toplumu en iyi şekilde temsil edebilmesi için, kurucularının hiçbir menfaat gözetmeksizin bu örgütü kurmuş olmaları gerekir. Bunu araştırmak ve kişisel veya yöneticilerinin nemalanmaları üzerine kurulan sivil toplum örgütlerine prim vermemek toplumun asli görevi olmalıdır. Aksi takdirde, Avrupai anlamda toplum menfaatleri ve toplumun desteklemediği uygulamalara karşı koyabilecek sivil toplum örgütlerinin, ülkemizde hayata geçirilmeleri mümkün olmayacaktır. Bizlere, bu örgütleri çok iyi analiz etmek yöneticilerinin asıl işleri ile temsil ettikleri sivil toplum örgütünün menfaat bağı olup olmadığının irdelemek, sivil toplum örgütlerinin menfaat örgütü olmalarını engellemek düşer.



