Türkçe English Ruska ISSN: 1308-9188

Ali Cenan Akpınar

Ülkemizde Terör Sorunu

Zoom Out! Zoom in!

  Tüm yazılar

Yıllardır ülkemizde bir terör sorunundan söz ederiz. Bu kah sol terör, kah sağ terör ve pkk v.s. terörü olarak nitelene gelmiştir. Son aylarda oldukça artan ve onlarca şehit verdiğimiz pkk terörü ile ilgili çeşitli açıklamalar, toplantılar yapılmış ve yapılmaktadır da...

Yetkililerin ne gibi önlemler alınacağına, bunların hayata nasıl geçirileceğini tüm açıklığı ile bilmiyoruz. Zaten açıklanması da uygun değildir. Ancak; gerek bazı muhalefet partilerinin ve gerekse halkın düşüncesi ve önerileri pkk terörünün minimum düzeye indirilebilmesi için, sadece siyasi, ekonomik, sosyal tedbirlerle, askeri ve diğer emniyet güçlerinin müdahaleleriyle sonuca gidilemeyeceği yönünde.

İktidar partisi yetkilileri “olağanüstü hal” uygulamasının pkknın işine geleceği yönünde. Oysa, önce pkk açılımı daha sonra demokratik açılım denen politika maalesef pkknın gemi azıya almasına neden olmuştur. Af vaatleri, adı “taş atan çocuklar”a yönelik çıkarılmak istenen yasa ve benzeri tavizler hükümetçe kadar kabul edilmese de pkknın ekmeğine bal sürmüştür. Bir Başbakan toplu konut konusunda doğudaki belediye başkanlarının yardım ve destek sağlamayacaklarını söyleyebiliyor ise, buna bir nokta koyup iyice düşünmek gerekir. Demek ki olağan şartlarda devletin doğu ve güneydoğuya hiçbir yatırım yapma imkanı yoktur, aksi halde sabote edilecek anlamını taşır? O halde bırakınız “olağanüstü hali” doğu ve güneydoğuda sıkıyönetim uygulaması ve bu uygulama sürdürülürken bir taraftan yatırımların gerçekleştirilmesi bir taraftan da pkkya yardım ve yataklık edenlerin bölgeden arındırılmaları şarttır. En önemli hususlardan biri de güvenlik güçlerine doğrudan “VUR” emri artık verilmelidir...

pkk içeriden yardım ve destek almadan terörist eylemlerini bu denli arttıramaz. Pkknın kamplarında ki kadar pkklı ve yandaşı, onlara destek sağlayan yardakçıları içeride de vardır.

Açılıma gelince, önceleri doğu ve güneydoğudan oy alabilmek adına başlatıldığını düşündürmektedir. Zira işin başında açılımın neleri kapsadığı, bu kapsamda öncelikle nelerin yapılacağı açıkça muhalefet partilerine de, halka da anlatılmamıştır. Bu da açılımın gündem değiştirme, oy avcılığı senaryosu olduğu kanaatini ister istemez uyandırmaktadır. Nitekim açılıma bağlı kamplardan inen pkklıların yandaşları ve yardakçıları tarafından nasıl karşılandığı, T.C. savcı ve hakimlerinin bu teröristlerin ayağına nasıl gönderildiği hepimizin malumudur. Yanlış hesap Bağdat’tan döner, nitekim şimdi de, propaganda yaptıkları gerekçesiyle bu dağdan inen terörist sürüsü yargılanmaya çalışılmaktadır. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi iktidar hala “açılım politikasını” sürdüreceğini beyan ederek, hem halkın nefretini kazanmakta ve hem de hata üzerine hata yapmaktadır.

Taş atan çocuklara gelince; bunları emniyet güçlerine karşı beyinlerini yıkayarak kışkırtanlar kimler? Bunlar evlerinde ve kendi aralarında Türkçe bile konuşmuyorlar? Otobüsleri yakıp, kamu malına zarar veriyorlar. Nitekim bu yüzden hayatını kaybeden insanlarımız olmadı mı? Şimdi bunları mı salıvereceksiniz, salın ki, daha çok ve daha bilinçli gizli eylemlere girişsinler. İleride de pkk militanı olup, güvenlik güçlerimizi şehit etsinler, bombalama eylemlerinde baş rolü oynasınlar... Bu çocukların Türk Ceza Kanun’unda yer alan cezalarını, onları sokağa salan pkk yandaşı ana babalarına vereceksiniz, aklına her geldiğinde menfaatlerine uygun yasa çıkaran hükümet, bu konuda yasal düzenleme yapmaktan aciz mi? Taş çocukları derhal ailelerinden alıp, yıkanmış beyinlerine vatan, millet, bayrak sevgisini aşılayacak ve gerçek yurtsever vatandaşlar olarak topluma kazandıracaksınız. Bunları salıvermek açılımın bir parçası ise, açılımın tanımı, vatan hainliği olarak tarihe kazınacaktır. Doğu ve güneydoğuda milletin içinde bulunduğu sefaleti görerek orada adil bir toprak reformu, süratle eksikliklerin tespiti ile yatırımların yapılması, aşiretlerin, şeyhliklerin, ağalıkların derhal kaldırılarak, bunlar hakkında cezai takibat yapılması, adalet ve hakların eşit olarak dağılımının tesisi, fabrika ve küçük sanayi bölgelerinin süratle kurulması, işsizliğin giderilmesi şarttır. Bunların da bölgede uzun süreli sıkıyönetim ilan edilerek gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bunun dışında, orada yapılacak her türlü yardım ve yatırım pkk ve yandaşları, onları besleyenlerce engellenecek, yakılacak, bombalanacaktır. Sıkıyönetim ile birlikte içerideki hainler sürüsü de etkisiz hale getirilecek, gerekirse yasa çıkarılıp kuzey ıraka sürgün edileceklerdir. Barzaniymiş, Amerikaymış, Irak yönetimiymiş, bunlarla diyalogmuş, bunların hepsi boş ve safsata....Bu yaptırımların insan haklarına aykırı olduğunu iddia eden ve engellemeye kalkacaklara da hükümet tek bir sözle cevap vermelidir “Hepiniz bu kanlı oyunun parçasısınız, şehitlerimizi sizin para kazanmak uğruna sattığınız silahlarınız vuruyor...”

Milletimizin artık tahammülü kalmamıştır. pkk artık tüm illerimize yayılmış durumda, doğu ve güneydoğudan batıya göçler pkknın Türk ekonomisini de artık ele geçirmeye başladığını göstermektedir. Ve iktidar, onlarca trilyoner yöre insanının doğu ve güneydoğuya hiçbir yatırım yapmadığını da biliyor, yaptıkları kazandıklarının küçük bir kısmını belki ciddi bölümünü pkknın hizmetine vermekten ibaret, o da can korkularındandır. Lütfen siyasiler akıllarını başlarına toplasınlar ve milletimiz de uyansın. Türkiye’yi bölmek için sosyal patlamaların içerisine itmeyin. Aksi halde, durdurmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

ID: ART1467 | 26.06.2010 14:23 | Hit: 590 | Contact author Sayfayı yazdır RSS Feed

 Enver Öztürk Tayfun Özkaya  Cenk Savran  Ali Cenan Akpınar Şeyda KOLANCI  Hüseyin Laptalı Erdoğan Kırmızıoğlu Yılmaz Kolak  Berhan Bıyıkoğlu Konuk Yazarlar