Müziksiz Hayat
Eylül 26th, 2007 | by irem |Merhaba Arkadaşlar. Size bir öykü anlatayım.. Yıl 2049
Sıcak bir yaz günüydü. Bir ağacın gölgesine oturmuş, hafif rüzgar yüzümü yalayıp geçerken kuşların cıvıl cıvıl ötüşlerini dinliyordum. 1-2 metre ileride uzun boylu bir adam vardı. Gitar çalıyordu. “ne kadar da güzel çalıyor” diye düşündüm. Az ileride deki kafe’de bir doğumgünü partisi vardı. Hizlı çalan bir şarkı ritmi ile partidekileri coşturmuştu. Düşündü. Hayatımızda müzik olmasaydı ne olurdu? Düşünürken uyuya kalmışım. Rüyamı anlatayım.
Rüyamda, yine bir ağacın altında uyuyordum. Uyandım. Hiçbir ses yok! Herkes gitti mi diye çevreme bakındım. Herkes oradaydı. Uzun boylu adam gitarı çalıyor fakat hiçbir ses çıkmıyordu. Kuşlar ağızlarını açıp kapıyor ve ses çıkarıyorlardı. Kafeye baktığımda ise insanların şarkı söylemeye çalıştığını fakat seslerinin çıkmadığını g2ördüm. Ne olmuştu da bütün müzikler yok olmuştu. Birden nereden çıktığını anlamadığım bir ses konuşmaya başladı. “ben gürüldü gezegeninden Desibel” Müziğinizi çalmış bulunuyorum. Çünkü ben müzikten nefret ederim” son cümlesini yüksek sesle söyleyen Desibel çok ciddi görünüyordu. Korktum, müziksiz yaşam olur muydu? Olurdu ama yaşamın harikalarından biri yokolmuş, yaşam zevksiz hale gelmiş olurdu. Diğer insanları merak ettim ve biraz yürümeye karar verdim.
Tam parktan çıkacaktım ki, kapıda bir kadın gördüm. Ne oldu? diye sordum. Cevap vermedi. Tekrar sordum. Çantasından kağıt ve kalem çıkardı. Belli ki cevabını buraya yazacaktı. Kadın bir şeyler yazdı ve kağıdı bana uzattı. Bende okumdum meğersem kadın Mory adlı bir opera sanatçısıymış, sonra fark ettim ki çevrede benden başka kimse konuşamıyor, Müzik yok, ses yok! Bu akşam konserim vardı ama gitmeye gerek yok. Tek sesi olan ben müziksiz şarkı söylesem neye yarar. Eve gittim. Canım çok dans etmek istiyor. Bir an müziğin olmadığını unutup neşelendim. Cd çalarıma güzel bir yabancı müzik koydum ve “play” düğmesine bastım. Ama hiç ses çıkmadı. Sonra hatırladım müziğin dünyamızdan çalındığını, çok sinirlendim ve cd çalara hızlıcı bir yumruk geçirdim. Neyse ki bir şey olmadı. Sağlam malmış. Buna daha fazla dayanamayacaktım. Etrafta bir tek nefa sesi bile yoktu. mTabii bununda sağırlıktan farkı yoktu. Dans yok, gösteri yok, eğlence yok, şarkı yok, hatta ninni bile yok, Bu durama katlanamayacaktım. Desibel7e savaş açmaya karar verdim. Önce internette bu desibel7in neyin nesi olduğunu, zayıf yönlerini araştırdım. Tek zayıf yönü müzikti. Ama ne yazık ki ne müziği tek bir nota sesi bile yoktu. Dünya’ya müziği geri kazandırma planlarım suya düşmüştü.
Ne yapabilirim diye düşünürken farkında olmadan bir şarkı mırıldanmaya başlamışım. Evet bulmuştum. Anahtar bendim. Kimse müzik yapamasa, şarkı söyleyemese bile ben yapabiliyordum. Bir mikrofon aldım, şehrin meydanına geldim, sesi sonuna kadar açıp desibel’e meydan okudum. Korkak desibel, korkak tavuk adını taktığım uydurak şarkıyı söylemeye başladım. Bir şarkıyı söylüyor, bir melodi mırıldanıyordum. Birden bir ses şöyle dedi, “kim söylüyor bu şarkıyı , ben müziği sevmiyorum demedim mi müziğinizi çalmadım mı ? “ben” diye haykırdım ve şarkımı devam ettirdim. “kes şunu” dedi. Acı dolu bir şekilde “Müziğimizi verirsen” dedim. Ve şarkımı sürdürdüm. “Asla”! dedi. Daha yüksek sesle söylemeye başladım. “Tamam!” diye bağırdı. “ Kes şunu” sustum. Çünkü şaşırdım, Gökten yağmur gibi nota yağıyordu. Koşarak parka gittim. Orda da her şey düzelmişti. Yine ağıcımın altına oturdum. Kuş cıvıltıları arasında huzur içinde, Müziğimiz bizimdir” dedim. Kuş cıvıltıları ninni gibi gelmiş olmalı ki uyuya kalmışım,
Rüyam burada bitiyor, Savaşı ben kazandım. Müzik savaşını…
Sphere: Related Content
You must be logged in to post a comment.